14 Ekim 2014 Salı

Gezi Yazı Dizisi -1 Efes

Merhabalar,

Bugün farklı bir yazı yazmaya karar verdim. Pazartesi için keyifli olur diye düşündüm. Artık gittiğim, gördüğüm yerlerden oluşan bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. İlk olarak en son gittiğim Efes Antik Kenti anlatmaya karar verdim.



Keşke daha önce gidebilseymişim. İnsan çok garip duygulara kapılıyor.Şimdi biraz tarihinden bahsedelim. Efes İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı, Roma döneminden kalan tarihi bir Yunan kentidir. Kuruluşu Cilalı Taş Devri M.Ö. 6000 yılına dayanır.  



Şu güzelliğe bakın.Meşhur Celsus kütüphanesi. 106  yılında Efes valisi olan Celsus ölünce, oğlu kütüphaneyi babasının adına mezar anıtı olarak yaptırmıştır. Kütüphanede kitap ruloları, duvardaki nişlerde saklanıyormuş.





Bu gördüğünüz umuma açık ücretsiz tuvaletler. Bitişiğindeki Varius Hamamı'nı ziyaret edenlere de hizmet etmekteymiş.



Farklı açıdan yine, Celsus kütüphanesi.




Efes Antik Tiyatro, Panayırdağ’ın batı yamacına kurulmuş olan Efes Antik Kenti Büyük tiyatro, liman yönü olan batıya bakmaktadır. Böylece şehrin en büyük yapısı gemi ile gelen ziyaretçiler tarafından çok uzaktan görülebilmektedir. Helenistik dönemde yamacın doğal kaya yapısı altyapı olarak kullanılarak inşa edilmiştir. 24000 oturma kapasitesi ile Hellenistik dönemde inşa edilen Efes Antik Tiyatro’su, Efes Harabeleri’nin en göz kamaştıran kısımlarından biridir. Tiyatro aynı zamanda Efes Harabeleri’nin en iyi korunmuş ve 150 metrelik çapıyla en büyük alanıdır. Roma İmparatorluğu döneminde bu tiyatroda pek çok gladyatör savaşı gerçekleşmiş. Yapı tiyatro gösterilerinin ve gladyatör mücadelelerinin dışında sayısız toplantıya da hizmet etmiş. Bizans döneminde sahne binasının bir kısmı şehir surlarına eklenip gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlandığında işlevini yitirmiştir.


Antik Dönem'de mezar ve anıtlara verilen önem, çok eskilere giden bir geleneğin devamıdır. Yaşam ve ölüm arasındaki ilişki insan hayatında önemli bir yer tutar. Mezarlıklara "ölüler kenti" anlamına gelen nekropolis adı verilir. Nekropoller kent surlarının dışında, özellikle kentlerin ana kapılarının çevresinde ve yol kenarlarında yer almaktadır. 





Bu sütünlarla kaplı cadde Arkadiane olarak adlandırılıyor. Zamanında bu cadde liman ile tiyatro arasındaki bağlantıyı oluşturuyormuş.

Kendimi o dönemde hissetmeye çalıştım. O dönemde yaşamış insanların, ayak bastığı yerlere basmak o havayı solumak çok garip bir duygu. Çalışmalar hala devam ediyor. Şimdiye kadar %15 i ortaya çıkarılabilmiş. Dünyanın bir ucundan bu güzellikleri görmeye geliyo insanlar. Mutlaka görülmesi gereken bir yer. Kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka gidin.
Eğer bu yazı dizisi hoşunuza gittiyse, lütfen yorum bırakın bende devamını yazayım. Bir başka gezi yazı dizisinde görüşmek üzere. :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...